Reklam
Reklam
BIST 100
11.606,39 1,54%
DOLAR
49,5778 0,06%
EURO
55,6323 0,06%
GRAM ALTIN
6.557,03 -0,59%
BITCOIN
81.474,00 -0,54%
FAİZ
39,54 -0,10%
GÜMÜŞ GRAM
90,98 0,02%
GBP/TRY
66,1871 0,33%
EUR/USD
1,1210 -0,03%
BRENT PETROL
108,46 1,46%
ÇEYREK ALTIN
10.720,75 -0,59%
Reklam
  • ANASAYFA
  • BLOG
  • SÖZÜMÜZ HAYRA, YÜREĞİMİZ MERHAMETE AÇILSIN

SÖZÜMÜZ HAYRA, YÜREĞİMİZ MERHAMETE AÇILSIN

osman akdağ

SÖZÜMÜZ HAYRA, YÜREĞİMİZ MERHAMETE AÇILSIN

Değerli dostlarım,

İnsan bazen bir söz söyler; söylediği yerde kalacağını, duyulduktan sonra unutulacağını zanneder. Oysa kimi sözler bir insanın içinde yıllarca yaşar. Bir çocuğun cesaretine, bir annenin tesellisine, bir babanın sabrına dönüşür. Kimi sözler de kapanmasını beklediğimiz bir yarayı yeniden kanatır. Dilimizden birkaç saniyede çıkan bir cümlenin, başka bir yürekte ne kadar uzun kalacağını her zaman bilemeyiz. Bu yüzden konuşmak, aynı zamanda sorumluluk almaktır.

Ağzımızdan çıkan her sözü, kendimize ve dünyaya bıraktığımız bir iz olarak düşünmeliyiz. Kalbimizde büyüttüğümüz niyetlere, zihnimizde beslediğimiz düşüncelere ve dilimize taşıdığımız ifadelere dikkat etmeliyiz. Her sözümüzün mutlaka başımıza gelecek bir olayı belirlediğini söyleyemeyiz; hayatın hükmü ve takdiri Allah’a aittir. Fakat sözlerimizin davranışlarımızı, ilişkilerimizi ve birbirimize bakışımızı etkilediğini biliriz. Sürekli öfkeyi besleyen bir dilin gönülleri daralttığını, iyiliğe çağıran bir sözün ise insana yeniden güç verebildiğini görürüz.

Öyleyse sözümüzü dua ederken gösterdiğimiz özenle seçelim. Rabbimizin huzurunda söylemekten utanacağımız bir cümleyi, insanların arasında kolayca söylemeyelim. Çünkü Allah’a karşı sorumluluğumuz, insanlara karşı davranışlarımızda da kendini gösterir.

Bir insanın kalbini kırdıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam etmek kolaydır. Zor olan, o kalbin taşıdığı yükü düşünmektir. Söylediğimiz sözün muhatabı o gece uyuyabildi mi? Kendini değersiz hissetti mi? Bir topluluğun içinde mahcup oldu mu? Bizim unuttuğumuz bir cümleyi, o hâlâ içinde taşıyor olabilir mi? İşte vicdan, insanı bu soruların önünde durdurur.

İnsanın diline sahip çıkması, öfkesini inkâr etmesi anlamına gelmez. Hepimiz üzülür, incinir, haksızlığa uğrar ve zaman zaman sabrımızın sonuna geliriz. Fakat öfke, bize başkasının onurunu çiğneme hakkı vermez. Haklı olduğumuz bir konuda bile kullandığımız dilin hesabını düşünmeliyiz. Bir yanlışı düzeltmeye çalışırken yeni bir haksızlığa sebep olmamalıyız. İtirazımız açık, sözümüz doğru, duruşumuz kararlı olsun. Bunları yaparken merhametimizi de koruyabilelim.

Sevginin büyüklüğü, insanın hayatında açtığı yerden anlaşılır. Sevdiğimizi söylediğimiz kişiye zaman ayırabiliyor muyuz? Yorulduğunda yükünü hafifletiyor, konuştuğunda gerçekten dinliyor muyuz? Bir ihtiyacı olduğunda yanında bulunuyor, hata yaptığında onu herkesin önünde küçük düşürmeden uyarabiliyor muyuz? Sevgi, bu sorulara verdiğimiz cevaplarda görünür hâle gelir.

Bir çocuğun başını okşarken ona güven vermek, bir yaşlının sözünü aceleye getirmeden dinlemek, eşimizin yorgunluğunu fark etmek, dostumuzun sessizliğinde saklanan sıkıntıyı sormak… Hayatı güzelleştiren davranışların çoğu büyük imkânlar istemez. Biraz dikkat, biraz sabır ve içten bir gönül ister.

Saygının niteliği de özellikle bizden farklı olan insana yaklaşımımızda ortaya çıkar. Bizim gibi düşünmeyen, bizimle aynı hayatı yaşamayan, başka bir çevreden gelen insana nasıl davranıyoruz? Onu dinlemeye değer buluyor muyuz? Hakkını, kendi hakkımız kadar ciddiye alabiliyor muyuz?

Bir insanla aynı fikirde olmayabiliriz. Fakat bu ayrılık, onun haysiyetini incitmemize gerekçe olamaz. Toplum olarak birbirimizi dinleyebildiğimiz ölçüde anlaşır, hakkaniyetle davranabildiğimiz ölçüde güven içinde yaşarız.

Merhamet ise bütün bu değerleri hayatın içine taşır. Merhametli insan, karşısındakinin yarasını kendi üstünlüğünün delili hâline getirmez. Yardım ederken incitmez; verdiğini başa kakmaz. Bir yoksulun ihtiyacını giderirken onun mahremiyetini de gözetir. Bir çocuğu sevindirirken onu gösterişin aracı yapmaz. İyiliğin içine insanın onurunu koruyan bir incelik yerleştirir. Çünkü bazen yardımın nasıl yapıldığı, yardımın kendisi kadar önemlidir.

Merhamet, haksızlık karşısında susmak da değildir. Zulme uğrayanın yanında durmak, emeği karşılıksız bırakılanın hakkını savunmak, korunmaya muhtaç olanı gözetmek de merhametin gereğidir. Bir kötülüğün sürmesine göz yumarken kendimizi iyi niyetle teselli edemeyiz. Elimizden geleni akılla, adaletle ve sorumlulukla yapmak zorundayız.

Allah yolundan ayrılmamayı isteyen insan, bu isteğini günlük hayatında taşımalıdır. Kazancında dürüstlüğe, işinde hakkaniyete, ailesinde şefkate, komşuluğunda duyarlılığa yer açmalıdır. Verdiği sözü tutmaya çalışmalı; tutamayacaksa karşısındakini oyalamadan gerçeği söylemelidir. Emaneti korumalı, kimsenin çaresizliğinden faydalanmamalıdır.

İmanımızın ahlakımıza yön vermesine ihtiyacımız var. Dua için açılan ellerimiz, ihtiyaç sahibine uzanabilsin. Allah’tan bağışlanma dileyen dilimiz, incittiğimiz insandan özür dilemeyi de bilsin. Rabbimizden adalet isterken kendi sorumluluğumuz altındaki insanların hakkını gözetelim. Evimizde, işimizde, sokağımızda ve bulunduğumuz her yerde sözümüzle davranışımız birbirini tamamlasın.

Ülkemiz için güzel dileklerde bulunuyoruz. Huzur, bereket ve kardeşlik istiyoruz. Öyleyse bu dileklerin gereğini kendi hayatımızda da yerine getirelim. Birbirimiz hakkında bilmediğimiz şeyleri yaymayalım. Duyduğumuz her iddiayı gerçek kabul etmeyelim. İnsanları bir cümleyle mahkûm etmenin kolaylığına kapılmayalım.

Ekran başında yazdığımız birkaç kelimenin de bir insana ulaşacağını unutmayalım. Yüzüne söylemekten çekineceğimiz bir hakareti, uzaktan ve kalabalığın içinde söylemeyi cesaret saymayalım. Bir toplumun huzuru, insanların birbirlerinin elinden ve dilinden emin olabilmesiyle güçlenir.

Çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakmak istediğimizi sık sık konuşuyoruz. Bu dünyanın dili de bizim elimizde şekilleniyor. Evde sürekli hakaret duyan bir çocuktan nezaketi, her anlaşmazlıkta bağırıldığını gören bir çocuktan sükûneti öğrenmesini beklemek güçtür. Çocuklar söylediklerimizi dinlerken yaptıklarımızı da izler. Özür dilediğimizi, teşekkür ettiğimizi, hakkı teslim ettiğimizi ve güçsüzü koruduğumuzu görmeye ihtiyaçları vardır.

Geleceğe bırakacağımız en kıymetli miraslardan biri, insanlara güvenle yaklaşabilen ve başkalarına da güven veren bir nesildir.

Sorumluluğumuz ülkemizin sınırlarında sona ermez. Dünyanın bir köşesinde aç kalan çocuk, evini kaybeden aile, savaşın ortasında yaşama tutunmaya çalışan insan da bizim merhametimizden pay almalıdır. Her acıya yetişemeyebiliriz; fakat hiçbir acıyı küçümsememeyi öğrenebiliriz. İmkânımız ölçüsünde yardım edebilir, doğru bilgiye ulaşmaya çalışabilir, insanların yaşadıklarını öfkemize ya da çıkarımıza malzeme yapmadan onların hakkını savunabiliriz.

Aynı duyarlılığı bize emanet edilen yeryüzü için de taşımalıyız. Suyu israf etmemek, toprağı kirletmemek, bir ağacı korumak, susuz bir hayvana su vermek hayatın içindeki sorumluluklarımızdandır. Bizden sonra yaşayacak insanların hakkını da bugünden düşünmeliyiz.

Değerli dostlarım,

Bazen dünyadaki kötülüklerin büyüklüğü karşısında kendi iyiliğimizi küçük görürüz. Oysa bir insanın hayatına dokunan davranış, o insan için çok büyük bir anlam taşıyabilir. Bir öğrencinin yeniden denemesini sağlayan cesaret, yalnız bir yaşlının gününü aydınlatan ziyaret, geçim derdindeki bir ailenin yükünü hafifleten destek… Bunların her biri yaşanan gerçek bir sıkıntıya verilmiş kıymetli bir cevaptır.

Bugün kendimize küçük ama ciddi bir söz verelim: Konuşmadan önce düşünelim. Bir haberi paylaşmadan önce doğruluğunu araştıralım. Öfkelendiğimizde biraz duralım. Sevdiğimiz insanın kıymetini hayattayken söyleyelim. Hata ettiğimizde mazeretlerin arkasına saklanmadan sorumluluk alalım.

Kalbimizden geçen her düşünceyi seçemeyebiliriz; fakat hangisini besleyeceğimiz, hangisini davranışa dönüştüreceğimiz üzerinde emek verebiliriz. İçimizden geçen bir öfke yüzünden kendimizi umutsuzluğa mahkûm etmeyelim. Onu büyütmek yerine sakinleşmeye, anlamaya ve doğru davranmaya çalışalım. İnsan olmak, her gün yeniden öğrenmeyi ve kendini düzeltmeyi de gerektirir.

Rabbim, dilimizi yalandan, iftiradan ve gönül incitmekten korusun. Kalbimize merhamet, aklımıza feraset, davranışlarımıza adalet versin. Bize hatamızı fark edecek bir vicdan, özür dileyecek bir cesaret ve yanlıştan dönecek bir irade nasip etsin.

Evlerimize huzur, ülkemize dirlik, insanlığa barış ihsan eylesin. Mazlumlara yardım, hastalara şifa, darda kalanlara hayırlı çıkış yolları nasip etsin. Bizleri de bu hayırlara vesile olabilen kullarından eylesin.

Ömrümüz boyunca her şeyi düzeltemeyebiliriz. Fakat bulunduğumuz yere biraz huzur, karşılaştığımız insana biraz güven, dokunduğumuz hayata biraz iyilik bırakabiliriz.

Sözümüz hayra açılsın. Sevgimiz davranışımıza yansısın. Saygımız her insanın hakkını gözetsin. Merhametimiz, yardımımıza ihtiyaç duyanlara ulaşsın.

Allah bizleri doğru yoldan, adaletten ve kul hakkını gözetmekten ayırmasın.

osman akdağ imza

Yazar Osman Akdağ

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?