BIST 100
14.527,34 0,09%
DOLAR
48,0804 0,10%
EURO
56,1545 0,08%
GRAM ALTIN
7.202,05 1,33%
FAİZ
40,27 -1,42%
GÜMÜŞ GRAM
107,14 0,55%
BITCOIN
78.520,00 1,45%
GBP/TRY
65,6280 0,13%
EUR/USD
1,1671 -0,07%
BRENT
92,99 -1,48%
ÇEYREK ALTIN
11.775,36 1,33%
İstanbul Parçalı Bulutlu
İstanbul hava durumu
10 °
  • ANASAYFA
  • BÖLGE
  • HOŞ GELDİN EY HAKKIN ŞAHİDİ, MÜJDECİM, ALEMLERE RAHMET EFENDİM (S.A.V.)

HOŞ GELDİN EY HAKKIN ŞAHİDİ, MÜJDECİM, ALEMLERE RAHMET EFENDİM (S.A.V.)

mevlüt-3

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a, salât ve selâm  Efendimiz  Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem)'e, Âl-i Âbâsı'na, Ehl-i Beyti'ne olsun.

***

''Hakkın şahidi, müjdeleyicimiz, Allah'ın Resulü davetçimiz, aydınlatıcı kandilimiz, alemlere Rahmet olarak gönderilen Efendimiz Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem) (Ahzâb, 45-46).

Rabbimiz buyurdu ki:

"Şânım hakkı için size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, son derece izzetlidir, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir." (Tevbe, 128)

Allah Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

"İnsanlar iki kısma ayrılsa, Allâhü Teâlâ Hazretleri beni onların en iyisi ve seçilmişinde bulundururdu.

Ben cahiliyet sefahat ve sefaleti bulaşmadan ana-babamdan dünyaya getirildim." (İ. Beyhekî, Delâil-ün-nübüvve)

Şairin dediği gibi:

''Hüsn-i Kur'ân'ı görür insan olur hayrân Sana,

Dest-i kudretle yazılmış hilyedir Kur'ân Sana!

 Nazar kıl yâ Resûlallah, fakîrin hâline bir kez,

Senin aşkın beni yaktı cihânı gözlerim görmez!

Sen'i medh eylemek ister bu gönlüm yâ Rasûlallâh!

Sen'in meddâhın Allah'tır benim medhe gücüm yetmez! (Muallim Nâci)

***

Ey Allah'ın Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem), biz sana hakkıyla layık ümmet olamadık.

Bizi affet, affına sığınıyoruz.

Sana imanımızla ilgili bir soru sorulduğunda,

"Peygambere iman, imanın şartlarındandır"

sözünden başka bir şey bilemez olduk.

Seni örnek alamadık.

Sana biât edemedik.

1400 yıl önce ne dediysen,

nasıl dediysen,

onları tekrarlasak da bize tesir etmiyor;

faydasını da göremiyoruz.

 Senin hadislerini okumak, dinlemek bizi etkilemiyor.

Senin giyimini, yemek yemeni,saçını sakalını örnek alanlar seni ve senin davan anlatmadılar  anlamadılar.

Senin sünnetine uyduklarını iddia edenler Allah'ın farzlarını terk ettiler.

 Oruç tutarak sahurdan iftara kadar bir şey yemediler ama kul hakkı yediler.

 Ehl-i Beytinin yolunda olduğunu söyleyenler Yezid'in hayatını yaşar oldular.

Ehl-i Beyt'in adını kullanarak  istismar edenler Karun'un, Hâman'ın hayatını yaşar hale geldiler.

Domuz eti yemek haram dediler ama yetim hakkı yediler.

Din kardeşinin gıybetini ederek onun ölmüş etini yediler.

Cemaat namazına dikkat ettiler fakat cemaat haklarına riayet etmediler.

***

Ey Allah'ın Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem);

Bu devrin cahili de o devrin cahili gibidir.

Bu devrin münafığı da o münafığı gibidir.

Bu devrin kâfiri de o kâfiri gibidir.

Kaçan da Allah diyor, kovalayan da.

Ölen de tekbir getiriyor, öldüren de.

Müşrik de senin yolunda olduğunu iddia ediyor, münafık da.

***

Ey Allah'ın Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem)

Seni sevdiğini iddia edenler, senin yolunda olduğunu iddia edenler, senden sonra o kadar çok yanlış yaptılar ki

biz bu yanlışlarla aldandık,

bu yanlışlarla oyalandık.

 "Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur.

Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir." (En'âm, 159)

Dini onlar parçaladı.

Biz bu parçalarla oyalandık.

"O ortak koşanlar ki, dini bir bütün hâlinde kabul edip uygulamaları gerekirken, onu parçalayıp bölük bölük olmuşlardır.

Üstelik her grup, parçaladıkları dinden yanlarında kalan bilgi kırıntılarıyla böbürlenip durmaktadır." (Rûm, 32)

Ve her fırka yanındaki parçalarla böbürlenip gerçek din budur demeye başladı.

***

Ey Allah'ın Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem), buyurdunuz ki:

"Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin'denim. Allah'ı seven Hüseyin'i sever. Hüseyin torunlardan bir torundur." (Tirmizi, Menâkıb 31)

Reyhanın, iki gözün Hazreti Hüseyin (a.s.) niçin öldürüldü?

Öldürüleceğini bildiği hâlde Yezid'e niçin biat etmedi?

 Yezid, Hazreti Hüseyin'in "ya biat etsin ya da öldürülsün" emrini niçin verdi?

Kim haklıydı?

kim haksızdı?

Davasını hâlâ anlayamadık,

Bu dava bugünde hâlâ devam ediyor.

Bugünün Yezid'leri, günümüz Hüseyin'lerini, bebe Ali Asgar'larını gözümüzün önünde katletmeye devam ediyor.

Bugün de Kerbelâ'da susuz kalmış nesillerin evlatları Gazze'de susuzluktan kavruluyor;

Kerbelada Olduğu gibi Müslümanların ve dünyanın gözü önünde,

Günümüzün Yezid'leri tarafından susuz, kan ve gözyaşı içinde bırakılarak.

***

Ey Allah'ın Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem), bugün dünyada değişen bir şey yoktur.

Dünyada senin

Merhametin,

Adaletin,

Davan hâkim değil.

Bugün İslam dünyası ve ümmet çok perişan hâldedir.

 Çünkü bugün içimizde

Hz. Ali'ler (a.s.),

Hz. Ebu Bekir'ler (r.a.),

Hz. Ömer'ler (r.a.),

 Hz. Hasan'lar (a.s.),

Hüseyin'ler (a.s.),

Hz. Zeyd bin Ali'ler (a.s.) yoktur.

 Onların yanında İslam'ın koruyucusu, fedaisi Hazreti Ebu Talip (r.a.) de yoktur.

Usame Bin Zeyd gibi gençlerimiz de ortada gözükmüyor.

Musab'lar (r.a.) Uhud'da şehadete ulaştı,

Artık benzerleri yetişmiyor.

Hazreti Hamza'ların (r.a.) ciğerleri de öylece Uhud'da parçalandı  çiğnendi, orada kaldı.

Artık Uhud'a gidenlerimiz de dönmedi,

Medine'sini koruyanlarımız da yoktur.

***

Ey Allah 'ın Resulü (s.a.v.)

Giyinişimizle, yürüyüşümüzle, yemek yememizle sana benzemeye çalıştık;

Fakat yaşantımızla, duruşumuzla dönüp Ebu Cehil'e benzedik.

Günümüz Bedir'ine çıkıp savaş açtık.

Ama biz din düşmanlarımızla değil,

kendi kardeşlerimizle savaştık.

Namaz kılan, oruç tutan, şehadet getiren dindaşlarımızla çatıştık.

***

Ey Allah 'ın Resulü (s.a.v.)

Rabbimiz bize Müslüman adını vermişti:

"Hem Allah'(ın yolun)a davet eden ve sâlih amel işleyen ve: 'Doğrusu ben Müslümanlardanım' diyenden daha güzel sözlü kim vardır?" (Fussilet, 33)

Biz ise kendimize yeni isimler bulduk,

yeni isimlerimizle övünmeye başladık.

Senden sonra kaynağımız Kitabullah ve senin sünnetin değil,

bizim bulduğumuz yeni ölçüler oldu.

Kendimize göre insanlara münafık dedik.

Müslümanlardan bizim fırkamızdan olmayanlara müşrik, kâfir dedik.

Kendimizi ve mensubu olduğumuz fırkadan başka kimseyi beğenmez olduk.

İslam'ı bizim gibi anlamayan Müslümanlara hak yoldan sapmış dedik.

Biz sadece Müslümanlarla,

Kendi kendimizle uğraştık;

***

Ey Allah'ın Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem)

 Seni örnek alarak nefsimizi ıslah etmedik.

Nefsimizi değil Müslümanları öldürdük.

Dinimizi din düşmanlarından korumak için etrafımıza hendek kazmak yerine, din kardeşimizin ayağının altına kuyu kazmaya çalıştık.

Kazdığımız bu kuyulara sonunda biz de düştük.

***

Ey Allah 'ın Resulü (s.a.v.)

Sana inen kitaba saygı duyduk, başımızın üzerinde tuttuk, elimizin ulaşmayacağı yere koyduk.

Mukaddestir diyerek dokunmadık;

 dokunduğumuzda da okumak için değil, tozunu almak için dokunduk.

Okuduklarımızın anlamını öğrenip hayatımıza tatbik etmek için değil, güzel nağmeler için okuduk.

 Okuduğumuzda nağmeler manaların önüne geçti.

Sanki bu kitap bizim için inmemişti, sanki yalnız sana inmişti.

"Peygamber: 'Ey Rabbim! Doğrusu milletim bu Kur'an'ı terk etmişti' der." (Furkan, 30)

Buyurduğun gibi, seninle birlikte sanki Kur'an da sanki hayatımızdan çıktı;

Kur'an'ı manasını terk ettik.

Bir problemimiz olduğunda Kitabullah'ta ve tefsiri olan senin sünnetinde çözümü aramadık.

Allah'ın kitabında ve senin sünnetinde çözüm aramayanlar, başkalarının kitaplarında çareler aramaya başladılar.

Müellifler çoğalınca fikirler de çoğaldı.

Senin getirdiğin kitabın yerini başkalarının kitapları aldı.

 Onları okuyup "hak katından gelen kitap budur" dedik.

Onların müellifleri senden daha çok anılır, onların yazdıkları Kitabullah'tan daha çok rağbet görmeye başlar oldu.

Biz döndük durduk, gösterdiğin hedefe bir türlü varamadık.

***

Ey Allah 'ın Resulü (s.a.v.)

Bu dünya temel dünyadır.

Günümüzdeki müşrik de, münafık da geçmişteki müşrik ve münafık gibidir.

Bugün Kâbe'nin içinde artık put yoktur;

Fakat biz nefsimizi, heva ve heveslerimizi, ardına düştüklerimizi putlaştırdık.

Bugün içimizdeki putları kırıp yeniden Medine'mizi kuramıyoruz.

 Çünkü hâlâ kim haklı, kim haksız onu bile bilemiyoruz, konuşamıyoruz.

Allah'ın soracağı soruları biz kullara soruyoruz.

Hâlâ kimin kâfir, kimin Müslüman olduğuna biz karar veriyoruz.

Cennetlik ve cehennemlik insanları da biz belirliyoruz.

"Bu kişi Müslümandır" sözünden daha çok "bu kişi kâfirdir" sözünü kullanır olduk.

Oysaki Rabbimiz şöyle buyurdu:

"De ki: Peygamber olarak gelen ilk insan ben değilim ki! Benim ve sizin başınıza neler geleceğini bilemem. Ben sadece bana ne vahyediliyorsa ona uyarım. Çünkü ben açıkça uyaran bir elçiden başka bir şey değilim." (Ahkâf, 9)

Ey Allah'ın Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem),;

Allah'ı unuttuk, seni unuttuk.

Kur'an'ın tefsiri olan hadislerini, sünnetini inkar eder olduk.

Dünyaya teşrif buyurduğun bu şerefli günü inkar ettik, unuttuk.

Bize rahmet olarak getirdiklerini unuttuk.

Rabbimiz bize şöyle buyurdu:

"İçinizden Allah'ın lütfuna ve âhiret gününe umut bağlayanlar, Allah'ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah'ta  güzel bir örneklik vardır." (Ahzâb, 21)

Seni örnek almamız emredildiği hâlde biz müşrikleri örnek alıp onlara benzemeye çalıştık.

 Bu gaflet ve dalalet girdabı içinde döndük durduk.

 Sonunda özümüzü kaybettik, şeytanın oyuncağı olduk;

Oysa o şeytan bizim açıkça düşmanımızdır.

Bu gaflet içinde dost ve düşmanımızı tanıyamaz olduk;

 Şeytanı, nefsimizi ve din düşmanlarını özümüze dost bildik.

Bir tarafta "Lâ ilâhe illallah" dedik, diğer tarafta nefsimizin, heva ve hevesimizin ardına düştüklerimizin kulu ve kölesi olduk.

Rabbim bizi nefsin, şeytanın ve İslam düşmanlarının şerrinden muhafaza etsin.

"Biz sana bu kitabı gerçeğin tâ kendisi olarak indirdik. Öyleyse sen de, her türlü şirk ve gösterişten uzak durup ibadet ve taâti yalnız Allah'a has kılarak O'na kulluk et." (Zümer, 2)

Rabbimizin buyurduğu bu mesajını hakkıyla idrak edip iman ile ibadet etmeyi nasip etsin.

Bize Allah ve Resulünü hakkıyla tanıyıp iman, itaat ve biat etme gücü versin.

"Rahmeten li'l-Âlemîn" olan Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem)'i ve Ehl-i Beyt'ini sevmemizi, onların sevgi dairesine girebilmemizi ve onların yolunda onlarla aynileşmeyi nasip eylesin.

 Bu uğurda Şüheda-i Kerbelâ'ya verdiği ecir ve fazileti, şehadeti bizlere de lütf ve nasip eylesin. Kıyamet günü onlarla birlikte Efendimizin sancağı altında haşreylesin. Âmin.

Cesim Zeydanlı —24.08.2026, Ankara

ULUSLARARASI EHL-İ BEYTE ARAŞTIRMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİGENEL BAŞKANI 

Kaynaklar:

  1. İ. Beyhekî, Delâil-ün-Nübüvve
  2. Muallim Nâci
  3. Tirmizî, Menâkıb, 31
  4. Şeki Mescidi Cuma Hutbesi'nden .

 

Not. Kaynak gösterilmeden izinsiz kullanılamaz. :5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca eser sahibi, telif hakkı kapsamında; manevi ve mali haklara sahiptir

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?