
Terörsüz Türkiye ve Milletin Anayasası: Bir Vicdan Muhasebesi
Av. Mustafa Kuran — Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı
Türkiye, senelerdir terörün, ihtilafların ve içtimai gerilimlerin ağır bedelini ödemiş bir memlekettir. Bugün geldiğimiz nokta itibarıyla milletimizin en büyük emeli, terörün nihayete erdiği, huzurun ve kardeşliğin hükümran olduğu bir Türkiye'dir.
Milli dayanışmayı, uhuvveti ve demokrasiyi kuvvetlendirmek maksadıyla yürütülen gayretlerin cemiyette hasıl ettiği ümit, fevkalade ehemmiyet arz etmektedir. Seksen altı milyon vatandaşımızın müşterek beklentisi; hiçbir evladımızın aslı, lisanı, itikadı yahut siyasi kanaati sebebiyle birbirinden tefrik edilmediği, herkesin kendisini bu vatanın müsavi ve kıymetli bir ferdi addettiği bir Türkiye'dir.
Barış sürecinde icra edilen müzakereler ve atılan adımlar, milletimizin ümidini tezyid etmektedir. Türk'üyle, Kürd'üyle, Arab'ıyla ve sair bütün unsurlarıyla bu millet, tarih boyunca olduğu veçhile, bundan böyle de aynı vatan toprağında kardeşlik içinde yaşayacaktır.
Irki ve etnik meseleleri daim gündemde tutmak yerine, müşterek vatandaşlık şuurunu ve uhuvvet hissini kuvvetlendirmek mecburiyetindeyiz. Türkiye'yi sevmeyen, memleketimizin vahdet ve beraberliğini ihlal etmek isteyen hıyanet odaklarının plânlarını akim bırakmanın yolu da milletimizin birbirine daha ziyade kenetlenmesinden geçmektedir.
İnsanlık da, Türkiye de terörden pek çok ıstırap çekmiştir. Artık yeni elemler yaşamak istemiyoruz.
Bu itibarla Türk siyasetinin lisanı da tebeddül etmelidir. Siyasi aktörler arasındaki gerginliğin tahfifi, hüsnüniyetin ön plâna çıkarılması ve kırıp dökmeden, itham etmeden bir sulh lisanının istimal edilmesi, Türkiye'nin istikbali bakımından büyük ehemmiyet taşımaktadır.
Herkes elini taşın altına koymalıdır.
Hüsnüniyet, sağduyu, akıl, vicdan, vahdet, beraberlik ve kardeşlik hissiyle hareket edildiğinde, terörsüz Türkiye hedefinin tahakkuku mümkündür. Şerden hayır zuhur etmez. Kavga ve gerginlikten Türkiye kazanç sağlamaz. Türkiye ancak müşterek akılla, tesanütle ve kardeşlikle büyür, kuvvetlenir.
Terörsüz Türkiye hepimizin müşterek arzusudur. İnşallah bu hedef husule gelecektir. Ancak terörsüz Türkiye hedefinin daimi bir hüviyet kazanması için, yeni ve medeni bir anayasa da zaruridir.
Milli ve Yerli Bir Anayasa Zarureti
Türkiye'nin meriyette olan anayasası, 12 Eylül 1980 ihtilalinin akabinde tanzim edilmiş ve 1982 senesinde halkoyuyla kabul olunmuş bir anayasadır.
Bu anayasa, milli iradenin ta'til edildiği bir devrin mahsulü olması hasebiyle, ibtidasından itibaren ciddi münakaşalara mevzu teşkil etmiştir. Geçen senelerde defaatle tadil edilmiş, mühim bahisleri yeniden tanzim olunmuştur.
Anayasanın müteaddit defalar değiştirilmiş olması, Türkiye'nin artık yeni ihtiyaçlara cevap verecek, bütün vatandaşların üzerinde ittifak edebileceği, medeni ve demokratik bir anayasa vaz'etme lüzumunu bilvasıta ortaya koymaktadır.
1982 Anayasası tanzim edilirken esas alınan telakki, devlet otoritesini ön plâna çıkaran bir anlayış üzerine bina edilmiştir. Halbuki asrî demokratik hukuk devletinde esas olan; insanı, insan haysiyetini, temel hak ve hürriyetleri ve milli iradeyi merkeze alan bir anayasal nizamdır.
Devlet kavi olmalıdır. Lâkin kavi devlet, kavi vatandaşla kaimdir. Vatandaşın hak ve hürriyetlerinin teminat altına alınmadığı bir nizamın hakikaten demokratik olduğunu söylemek mümkün değildir.
Bu sebeple Türkiye'nin yeni anayasası; mazinin ihtilal telakkilerinden ve vesayetçi zihniyetlerden büsbütün tathir edilmiş, milli iradeyi esas alan, medeni, demokratik, hürriyetperver ve hukuk devleti prensibini takviye eden bir anayasa olmalıdır.
Yeni Anayasa Te'hir Edilmemelidir
Türkiye'nin yeni ve medeni bir anayasaya olan ihtiyacı artık ertelenmemelidir.
Bugün Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile idare edilen Türkiye'de, anayasal nizamın da yeni idare tarzıyla mütenasip ve vazıh bir şekilde yeniden ele alınması mümkündür.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletimizin mümessillerinin bulunduğu en mühim demokratik zemindir. Yeni anayasa çalışması da elbette Meclis'in riyasetinde, cemiyetin bütün kesimlerinin reyi alınarak ve mümkün olan en geniş ittifak temin edilerek hazırlanmalıdır.
Yeni anayasa; bir siyasi fırkanın, bir hükümetin yahut bir zümrenin anayasası olmamalıdır.
Milletin anayasası olmalıdır.
Cihanda yazılı ve gayrı yazılı anayasa numuneleri mevcuttur. İngiltere'nin anayasal nizamı bunun en marûf misallerinden biridir. Ancak anayasanın şekli kadar, onu tatbik edenlerin hukuk ve demokrasi telakkisi de mühimdir.
Dünyanın en mükemmel tanzim edilmiş anayasası dahi, fena niyetli ellerde manasını yitirebilir. Buna mukabil, hüsnüniyetli, vatanperver ve demokratik bir idare telakkisi; vatandaşın hak ve hürriyetlerini vikaye eden, adalet ve hukuku esas alan bir idare vücuda getirebilir.
Binaenaleyh mesele, yalnızca anayasa metnini kaleme almak değildir. Asıl mesele, o anayasanın ruhuna muvafık bir idare anlayışını da ortaya koyabilmektir.
Yeni Anayasa Milli İradeyi Esas Almalıdır
Türkiye'nin siyasi tarihinde uzun seneler parlamenter sistem, koalisyon hükümetleri ve hükümet buhranları münakaşa edilmiştir.
Adnan Menderes'ten Turgut Özal'a, Alparslan Türkeş'ten Süleyman Demirel'e ve Necmettin Erbakan'a değin birçok siyasi lider, Türkiye'nin daha kavi ve müstakar bir idare nizamına kavuşması icap ettiğini müdafaa etmiştir.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin hayata geçirilmesi ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan devrinde mümkün olabilmiştir.
Şimdi yapılması icap eden, Türkiye'nin idare nizamının anayasal çerçevesini de asrın ihtiyaçlarına muvafık şekilde yeniden mütalaa etmektir.
Yeni Anayasa Nasıl Olmalıdır?
Yeni anayasa;
- Milli iradeyi esas almalı,
- İnsan haklarını ve temel hürriyetleri tevsi etmeli,
- Hukuk devletini takviye etmeli,
- Yargı istiklalini ve bitaraflığını teminat altına almalı,
- Devlet ile vatandaş arasındaki itimadı kuvvetlendirmeli,
- Hiçbir vatandaşın kendisini haricte hissetmesine cevaz vermemeli,
- Etnik, mezhebi yahut siyasi ihtilafları nizâ sebebi olmaktan çıkarmalı,
- Türkiye'nin vahdet ve beraberliğini kuvvetlendirmeli,
- Gençlerin, kadınların, çocukların ve müstakbel nesillerin haklarını teminat altına almalı,
- Demokratik siyasetin önünü açmalı,
- Terörün ve şiddetin her nev'ini reddeden kavi bir hukuk nizamı vücuda getirmelidir.
En mühimi de, yeni anayasa milletin müşterek iradesini ve Türkiye'nin müşterek istikbalini temsil etmelidir.
Terörsüz Türkiye hedefi ile yeni anayasa hedefi, birbirinden ayrı mütalaa edilemez.
Terörün nihayete erdiği, içtimai sulhün kuvvetlendiği, kardeşliğin pekiştiği bir Türkiye'yi daimi kılmanın yolu; kavi demokrasi, kavi hukuk devleti ve vatandaşın temel haklarını teminat altına alan medeni bir anayasadan geçmektedir.
Türkiye artık mazinin ihtilalleriyle şekillenen anayasa münakaşalarını geride bırakmalıdır.
Yeni anayasa; milletin iradesiyle, millet için ve milletin istikbali düşünülerek hazırlanmalıdır.
Bu fırsat daha fazla te'hir edilmemelidir.
Türkiye'nin ihtiyacı kavga değil, uzlaşmadır. Ayrılık değil, kardeşliktir. Vesayet değil, milli iradedir. Havf değil, hürriyettir.
Terörsüz Türkiye için, kavi demokrasi için, kavi hukuk devleti için ve müstakbel nesiller için medeni, milli ve hürriyetperver yeni bir anayasa; artık bir tercih değil, Türkiye'nin temel ihtiyaçlarından biridir.
Av. Mustafa Kuran, Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı


