BIST 100
14.050,56 -1,25%
DOLAR
48,2952 0,01%
EURO
56,0203 0,03%
GRAM ALTIN
6.783,02 0,92%
BITCOIN
77.264,00 -0,19%
FAİZ
39,78 -0,38%
GÜMÜŞ GRAM
100,89 1,34%
GBP/TRY
65,2383 -0,12%
EUR/USD
1,1591 -0,02%
BRENT PETROL
94,84 0,34%
ÇEYREK ALTIN
11.090,23 0,92%
İstanbul Parçalı Bulutlu
İstanbul hava durumu
10 °

YENİ BİR EĞİTİM YILINA UMUTLA VE İNANÇLA

Osman Akdağ Profil

Anaokulundan Üniversiteye

Öğrencilerimize, Öğretmenlerimize ve Ailelerimize Açık Mektup

“Okullarımız açılıyor; milletimizin geleceği yeniden sıralarına oturuyor.”

Gazeteci, Senarist ve Yönetmen

OSMAN AKDAĞ

BİR MİLLETİN EN GÜZEL SABAHI: OKULLAR AÇILIYOR

Her yeni eğitim ve öğretim yılı, yalnızca takvimlerde işaretlenmiş bir başlangıç değildir. O gün şehirlerin, kasabaların ve köylerin sokaklarında başka bir heyecan dolaşır. Küçük eller yeni çantalarını taşır, anneler ile babalar çocuklarının gözlerindeki merakı okumaya çalışır, öğretmenler sınıflarını yeniden bir yuvaya dönüştürmenin hazırlığını yapar. Okul zilleri çaldığında aslında bir milletin geleceğe açılan kapıları da ardına kadar açılır. Anaokulundan üniversiteye kadar milyonlarca evladımız; bilgiyle, emekle, ahlakla ve ideallerle buluşmak üzere yeniden sıralarına döner.

Okulların açılması; umudun, çalışmanın ve yeniden başlamanın bayramıdır. Çünkü bir ülkenin gerçek zenginliği yalnızca yer altındaki kaynakları, fabrikaları ya da yüksek binaları değildir. Bir ülkenin en büyük hazinesi; düşünen, üreten, vicdan sahibi olan, tarihini bilen ve yarınını kurmaya cesaret eden insanıdır. İşte okullarımız, bu hazinenin işlendiği; aklın bilgiyle, kalbin merhametle ve karakterin sorumlulukla buluştuğu kutsal mekânlardır.

Bu başlangıç vesilesiyle, okul öncesi çağındaki minik yavrularımızdan ilkokul öğrencilerimize, ortaokul ve lise gençlerimizden üniversitelerde ilim yolculuğunu sürdüren evlatlarımıza kadar bütün öğrencilerimize yürekten başarı diliyoruz. Onların gözlerindeki ışığın hiç sönmemesini, meraklarının daima canlı kalmasını, karşılarına çıkan her güçlüğü sabırla aşmalarını temenni ediyoruz. Başarı yalnızca yüksek not almak değildir; doğruyu aramak, yanlıştan dönmek, emeğe saygı göstermek, kendini geliştirmek ve öğrendiğini insanlığın hayrına kullanmaktır.

Yeni eğitim yılı, çocuklarımızın hayallerine yaklaşacağı, dostluklarını güçlendireceği, kendisini ve dünyayı daha iyi tanıyacağı verimli bir dönem olsun. Her ders, onlara yalnızca yeni bir bilgi değil; yeni bir bakış, yeni bir sorumluluk ve yeni bir umut kazandırsın. Okullarımızın kapısından giren her evladımız kendisini güvende, değerli ve geleceğe ait hissetsin. Çünkü hiçbir çocuk geride bırakılmamalı, hiçbir yetenek ilgisizlik yüzünden solmamalı, hiçbir hayal imkânsızlıkların gölgesinde kaybolmamalıdır.

ANAOKULU VE İLKOKUL: MERAKIN İLK ADIMLARI

Anaokulu, çocuğun ailesinden sonra hayatı tanıdığı ilk büyük penceredir. Minik bir çocuğun kalemi ilk kez doğru tutması, arkadaşına oyuncağını uzatması, sırasını beklemesi, bir şarkıya eşlik etmesi ya da öğretmenine güvenerek sınıfa girmesi, dışarıdan küçük görünen fakat insan karakterinin temelini oluşturan büyük adımlardır. Bu çağda verilen eğitim, çocuğun yalnız zihnine değil; duygularına, özgüvenine, diline ve insanlarla kuracağı ilişkilere de dokunur.

Anaokulu öğretmenlerimiz, çocukların dünyasına eğilerek onların korkularını sevgiyle azaltan, meraklarını sabırla besleyen ve her birinin farklı yaradılışını gözeten ilk eğitim kahramanlarımızdır. Bir çocuğun okulu sevmesi çoğu zaman ilk öğretmeninin ses tonunda, gülümsemesinde ve ona verdiği güven duygusunda başlar. Bu nedenle okul öncesinde sevgi, oyun, sanat, hareket ve keşif; eğitimin vazgeçilmez parçalarıdır. Çocuklarımız yarışın değil gelişimin, kıyaslamanın değil keşfetmenin öznesi olmalıdır.

İlkokul yılları ise okuma ve yazmanın mucizesiyle başlar. Çocuk, harfleri birleştirirken aslında dünyayı okumaya; sayıları öğrenirken düzeni ve ölçüyü kavramaya başlar. Defterine yazdığı ilk cümle, ömür boyu sürecek öğrenme yolculuğunun imzasıdır. Bu yıllarda kazanılan çalışma alışkanlığı, temizlik, paylaşma, doğruluk, sözünde durma, büyüklerine saygı ve arkadaşına yardım etme gibi değerler, ilerideki akademik başarı kadar önemlidir.

Anne ve babalara düşen görev, çocuklarını başka çocuklarla yarıştırmak değil, onların kendi imkânlarını geliştirmelerine destek olmaktır. Her çocuğun öğrenme hızı, yeteneği ve ilgi alanı farklıdır. Bazen güzel resim yapan, bazen bir arkadaşının üzüntüsünü ilk fark eden, bazen bir problemi farklı yoldan çözen çocuk büyük bir cevher taşır. Eğitim, bu cevheri görmeli ve korumalıdır. Yeni dönemde bütün minik öğrencilerimizin okula neşeyle gitmesini; öğrenmenin sevincini, arkadaşlığın sıcaklığını ve başarmanın huzurunu yaşamasını diliyoruz.

ORTAOKUL VE LİSE: KİMLİĞİN, İRADENİN VE HEDEFLERİN İNŞASI

Ortaokul ve lise yılları, insanın hem kendisini hem de hayatın geniş ufuklarını sorgulamaya başladığı özel bir dönemdir. Gençlerimiz bu çağlarda yalnızca derslerle değil; değişen duygularla, arkadaşlıklarla, gelecek kaygısıyla ve kimlik arayışıyla da karşılaşır. Onlara sadece ne düşüneceklerini söylemek yeterli değildir; nasıl düşüneceklerini, doğru bilgiye nasıl ulaşacaklarını ve kararlarının sorumluluğunu nasıl taşıyacaklarını da öğretmeliyiz.

Bir sınav sonucu, hiçbir gencin bütün değerini belirleyemez. Elbette disiplinli çalışma, hedef koyma ve sınavlara hazırlanma önemlidir. Fakat eğitim; yalnızca test çözme hızına indirgenirse sanatla, sporla, edebiyatla, bilimsel merakla ve toplumsal sorumlulukla gelişecek nice yetenek gözden kaçabilir. Gençlerimizi notlarının yanında dürüstlükleri, gayretleri, üretkenlikleri ve iyi insan olma çabalarıyla da değerlendirmeliyiz.

Lise çağındaki bir genç, ülkesinin meselelerini tanımaya, dünyadaki gelişmeleri anlamaya ve kendi mesleki yönünü bulmaya ihtiyaç duyar. Ona umutsuzluk değil imkân; küçümseme değil rehberlik; baskı değil sorumluluk verilmelidir. Gençlerimizi teknoloji kullanan pasif tüketiciler olarak değil, teknoloji üreten; tarihini ezberleyen değil, tarihinden ders çıkaran; çevresini seyreden değil, çözüm geliştiren bireyler olarak yetiştirmek zorundayız.

Sevgili gençler; yolunuzda zaman zaman başarısızlıklar, hayal kırıklıkları ve yorulduğunuz günler olabilir. Unutmayın ki düşmek, yolculuğun sona ermesi değildir. Asıl başarı, yeniden doğrulabilmek ve hatadan ders çıkarabilmektir. Kendinize güvenin, fakat emeğin yerini hiçbir güven duygusunun tutamayacağını bilin. Öğretmenlerinizi dinleyin, ailenizin fedakârlığını görün, arkadaşlarınızın haklarına saygı gösterin. Dilinizi, kültürünüzü ve tarihinizi öğrenirken dünyanın bilgi birikimine de açık olun. Kökleri sağlam olan bir ağaç, gökyüzüne daha cesur uzanır.

ÜNİVERSİTE: BİLGİYİ ÜRETİME VE TOPLUMSAL FAYDAYA DÖNÜŞTÜRMEK

Üniversite, yalnızca bir diploma edinme yeri değildir. Üniversite; soru sormanın, araştırmanın, eleştirmenin, delille konuşmanın ve yeni bilgi üretmenin merkezidir. Ülkemizin üniversite çağındaki gençleri, hangi bölümü okursa okusun, yaptıkları işin topluma nasıl fayda sağlayacağını düşünmelidir. Mühendis güvenli yapıları, hekim insan hayatını, hukukçu adaleti, öğretmen yeni nesilleri, sanatçı insan ruhunu, iktisatçı kaynakların adil ve verimli kullanımını gözetmelidir.

Üniversite öğrencilerimizin dersliklerde öğrendikleri teoriyi laboratuvarlarda, atölyelerde, sahada ve toplum hizmetinde sınamaları büyük önem taşır. Bilimsel araştırma, ezberlenmiş hükümleri tekrar etmek değil; doğru soruyu sorabilmek, yönteme sadık kalmak ve sonuç ne olursa olsun hakikate saygı göstermektir. Akademik dürüstlük, genç bir bilim insanının en kıymetli sermayesidir. Emek verilmeden alınan her sonuç, kişiyi kısa süreliğine öne çıkarabilir; fakat gerçek başarıyı ve güveni asla kuramaz.

Üniversitelerimiz, farklı düşüncelerin saygı içinde konuşulabildiği, gençlerin özgürce araştırırken toplumuna yabancılaşmadığı mekânlar olmalıdır. Millî kimlikle evrensel bilgi birbirinin karşıtı değildir. Tam tersine kendi diline, tarihine ve medeniyetine güvenen bir genç, dünyayla daha güçlü ve eşit bir ilişki kurabilir. Gençlerimiz yabancı diller öğrenmeli, bilimsel yayınları takip etmeli, yeni teknolojileri kavramalı; fakat ülkesinin ihtiyaçlarını ve insanının sesini hiçbir zaman unutmamalıdır.

Üniversite çağındaki bütün evlatlarımıza; yalnız kariyer değil, anlamlı bir hayat kurmalarını diliyoruz. Diplomalarının yanında vicdanlarını, uzmanlıklarının yanında insan sevgilerini büyütsünler. Beyin göçünü kaçınılmaz bir kader gibi görmek yerine, ülkemizde bilimi, sanatı, girişimciliği ve adaleti güçlendirecek şartların kurulmasına katkı sunsunlar. Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar bilgi ve başarılarıyla ülkelerine değer katsın, insanlığın ortak iyiliği için çalışsınlar.

ÖĞRETMEN: BİR MEDENİYETİN SESSİZ MİMARI

Bir milletin geleceği hakkında konuşurken öğretmeni cümlenin dışında bırakmak mümkün değildir. Öğretmen, yalnızca müfredatı anlatan kişi değildir; bazen bir çocuğun yeteneğini ilk fark eden göz, bazen umutsuz bir gence yeniden yol gösteren ses, bazen de ailesinden uzakta kalan bir öğrenciye güven veren yürektir. Öğretmenin sınıfta söylediği bir söz yıllar sonra bir doktorun merhametinde, bir hâkimin adaletinde, bir mühendisin titizliğinde veya bir sanatçının eserinde yeniden hayat bulabilir.

Ülke menfaatlerini gözeten, vatanına, milletine, bayrağına ve ezanına bağlı nesiller yetiştirmek; sloganlarla değil, doğru örneklikle mümkündür. Öğretmen, öğrenciye vatan sevgisini anlatırken çalışkanlığıyla; bayrağa saygıyı öğretirken ortak değerlere bağlılığıyla; millet olma bilincini aktarırken hiçbir evladı ayırmayan adaletiyle örnek olur. Çünkü gençler, söylenen sözlerden önce sergilenen davranışı hafızalarına yazar.

Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öğretmenlere emanet ettiği yeni nesiller, bugün çok daha karmaşık bir dünyanın içinde büyüyor. Bilginin hızla çoğaldığı, yanlış haberlerin yayıldığı, dijital bağımlılığın arttığı bir çağda öğretmenin görevi daha da büyümüştür. Öğretmen artık yalnızca bilgi aktaran değil; bilginin doğruluğunu sınamayı, teknolojiyi ölçülü kullanmayı, farklı görüşleri dinlemeyi ve insan onurunu korumayı öğreten bir rehberdir.

Bütün öğretmenlerimize yeni eğitim yılında sağlık, huzur, sabır ve başarı diliyoruz. Sınıflarında karşılaştıkları her öğrencinin ayrı bir emanet olduğunu bilerek gösterdikleri fedakârlığın milletimizin hafızasında daima karşılık bulmasını temenni ediyoruz. Öğretmenlerimizin ekonomik ve mesleki şartlarını iyileştirmek, itibarlarını korumak ve gelişimlerini desteklemek yalnız eğitim yönetiminin değil, bütün toplumun sorumluluğudur. Öğretmene verilen değer, geleceğe verilen değerdir.

VATAN, MİLLET, BAYRAK VE EZAN BİLİNCİYLE EĞİTİM

Eğitim, insanı yalnız meslek sahibi yapmaz; ona bir aidiyet, sorumluluk ve vicdan da kazandırır. Vatan sevgisi, üzerinde yaşadığımız toprağı sevmekten öte; o toprağın tarihine, insanına, tabiatına, emeğine ve geleceğine sahip çıkmaktır. Millet sevgisi, farklılıklarımızı çatışma sebebi değil zenginlik olarak görüp ortak kaderde buluşabilmektir. Bayrak, bağımsızlığımızın ve şehitlerimizin emanetidir. Ezan ise bu toprakların manevi hafızasında yüzyıllardır yankılanan birlik ve kulluk çağrısıdır.

Gençlerimize bu değerleri öğretirken sevgiyi, bilgiyi ve tarih bilincini esas almalıyız. Vatanseverlik; çevreyi kirletmemek, kamu malını korumak, görevini dürüstçe yapmak, üretmek, vergisini ödemek, ihtiyaç sahibine el uzatmak ve ülkesinin itibarını yükseltecek işler yapmaktır. Bayrağı sevmek, onun temsil ettiği bağımsızlığa ve ortak hukuka sahip çıkmaktır. Milleti sevmek, milletin her ferdinin onuruna saygı duymaktır. Ezanın çağrısını sevmek, onun hatırlattığı adalet, merhamet, doğruluk ve kardeşlik ahlakını hayata taşımaktır.

Okullarımızda tarih, kuru bir olaylar ve tarihler dizisi olarak değil; milletimizin başarılarından güç, acılarından ders çıkaracağımız canlı bir hafıza olarak öğretilmelidir. Çanakkale’deki fedakârlığı, Millî Mücadele’nin azmini, Cumhuriyet’in kuruluş iradesini bilen genç; özgürlüğün kendiliğinden kazanılmadığını anlar. Aynı genç, geçmişi yüceltmenin en doğru yolunun bugünü çalışarak güzelleştirmek ve yarını daha ileri taşımak olduğunu da öğrenmelidir.

Bizler, dünyaya açık fakat kendi değerlerine yabancılaşmayan nesiller istiyoruz. Bilimi rehber edinen, inancına saygılı, insan haklarını koruyan, ülkesinin birliğine bağlı ve barışın kıymetini bilen gençler yetiştirmek ortak hedefimizdir. Bu bilinç, ayrıştıran değil birleştiren; öfkeye değil sorumluluğa çağıran; geçmişe hapseden değil geleceğe hazırlayan bir eğitim anlayışıyla güçlenecektir.

AİLE, OKUL VE TOPLUM: AYNI EMANETİN ORTAKLARI

Çocuğun eğitimi yalnız okulun omuzlarına bırakılamaz. Aile, okul ve toplum aynı emaneti taşıyan üç büyük güçtür. Evde söylenen söz ile okulda öğretilen değer birbirini desteklediğinde çocuk güven duyar. Öğretmenin emeğinin aile tarafından saygıyla karşılanması, ailenin kaygılarının da okul tarafından dikkatle dinlenmesi gerekir. Karşılıklı suçlama yerine düzenli iletişim ve çözüm arayışı, öğrencinin gelişimini korur.

Anne babalar çocuklarının yanında öğretmeni değersizleştirmemeli; öğretmenler de ailelerin şartlarını ve her öğrencinin farklı hikâyesini gözetmelidir. Çocuğun başarısını yalnız karne günü hatırlamak yerine onun günlük çabasına ilgi göstermek, kitap okumasına eşlik etmek, ekran süresini dengeli biçimde düzenlemek ve dinlenmesine fırsat vermek gerekir. Sevgi, sınırsız izin vermek değildir; sınır koyarken onuru korumak, hata karşısında yol göstermek ve sorumluluk kazandırmaktır.

Toplumun bütün kurumları da eğitimin paydaşıdır. Belediyeler kütüphaneleri, spor alanlarını ve kültür merkezlerini erişilebilir kılmalı; medya çocukların zihinsel ve ahlaki gelişimini gözetmeli; iş dünyası gençlere staj ve deneyim imkânı sunmalı; üniversiteler şehirleriyle daha güçlü bağ kurmalıdır. Okul çevresinin güvenliği, sağlıklı beslenme, engelli öğrencilerin erişimi ve ekonomik güçlük yaşayan ailelerin desteklenmesi, eğitimde fırsat eşitliğinin vazgeçilmez parçalarıdır.

Hiçbir öğrencinin köyde doğduğu, ailesinin geliri sınırlı olduğu, engeli bulunduğu veya farklı bir öğrenme ihtiyacı olduğu için geride kalmasına razı olamayız. Bir ülke en güçlü öğrencisini ne kadar ileri götürdüğü kadar, desteğe en çok ihtiyaç duyan evladına ne kadar sahip çıktığıyla da ölçülür. Eğitimde adalet; herkese aynı şeyi vermek değil, herkesin gelişebilmesi için ihtiyaç duyduğu desteği sunmaktır. Yeni eğitim yılında bütün kurumlarımızın bu ortak sorumluluk etrafında daha güçlü bir dayanışma kurmasını diliyoruz.

YENİ ÇAĞDA BİLGİ, TEKNOLOJİ, AHLAK VE ORTAK DUA

Çocuklarımız yapay zekânın, robotik teknolojilerin, biyoteknolojinin ve küresel iletişimin hızla geliştiği bir çağda eğitim görüyor. Bu imkânları korkuyla reddetmek de sorgusuzca kabullenmek de doğru değildir. Gençlerimize teknolojiyi üreten, yöneten ve insanlığın yararına kullanan bir anlayış kazandırmalıyız. Dijital araçlar öğrenmeyi kolaylaştırabilir; fakat öğretmenin yerini, insan temasının sıcaklığını, kitabın derinliğini ve gerçek hayat tecrübesini bütünüyle alamaz.

Bilgi güçtür; fakat ahlaktan ayrılmış güç, insanlığa zarar verebilir. Bu nedenle eğitimimizin merkezinde doğruluk, adalet, merhamet, emanet bilinci, çalışma ahlakı ve kul hakkına saygı bulunmalıdır. Çok bilen fakat bilgisini kötülük için kullanan kişi, toplumun umudu olamaz. Bizim arzuladığımız genç; aklı güçlü, kalbi temiz, iradesi sağlam, sözü güvenilir ve yaptığı işin sonucunu düşünebilen gençtir.

Sevgili öğrenciler; okulunuzun kapısından her girişinizde size sunulan imkânın kıymetini bilin. Kitaplarınızı dost, öğretmenlerinizi rehber, arkadaşlarınızı yol arkadaşı görün. Başkasının başarısını kıskanmak yerine ondan ilham alın. Zamanınızı koruyun, soru sormaktan çekinmeyin ve hiçbir zaman öğrenmenin sona erdiğini düşünmeyin. Ülkemizin sizlerden beklentisi yalnızca iyi bir meslek sahibi olmanız değildir. Adaletli bir yönetici, merhametli bir hekim, dürüst bir esnaf, sorumlu bir sanatçı, üretken bir çiftçi, vicdanlı bir bilim insanı ve her şeyden önce iyi bir insan olmanızdır.

Yeni eğitim ve öğretim yılının anaokulundan üniversiteye kadar bütün öğrencilerimize, öğretmenlerimize, akademisyenlerimize, okul yöneticilerimize, eğitim çalışanlarımıza ve ailelerimize hayırlı olmasını diliyoruz. Rabbimiz evlatlarımızın zihinlerini ilimle, gönüllerini iman ve merhametle, yollarını güzel insanlarla aydınlatsın. Onları kötü alışkanlıklardan, şiddetten, umutsuzluktan ve her türlü tehlikeden korusun. Bayrağımızın gölgesinde, ezanımızın huzurunda, vatanımıza ve milletimize faydalı işler yapmayı nasip etsin.

Bu sezon; kavganın değil kardeşliğin, tembelliğin değil emeğin, umutsuzluğun değil büyük hedeflerin yılı olsun. Sınıflarımızdan bilim insanları, öğretmenler, hekimler, mühendisler, sanatçılar, sporcular ve vicdanlı yöneticiler yetişsin. Her okulda sevgi, her derste merak, her bahçede neşe, her öğretmenin yüreğinde güç, her öğrencinin gözünde umut olsun. Okullarımız açılıyor; milletimizin geleceği yeniden sıralarına oturuyor. Yolunuz açık, zihniniz aydınlık, emeğiniz bereketli olsun. Yeni eğitim ve öğretim yılımız kutlu, başarılı ve hayırlı olsun.

Gazeteci, Senarist ve Yönetmen
OSMAN AKDAĞ

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?