Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

  • ANASAYFA
  • DÜNYA
  • 15 Temmuz: İstiklâlden İstikbâle Yazılan Türk Destanı

15 Temmuz: İstiklâlden İstikbâle Yazılan Türk Destanı

USSAM COURTS

"Türk; olgunluk çağına erişmiş, yiğit ve kuvvetli kimsedir."
Dîvânu Lugâti't-Türk, Kaşgarlı Mahmud

Tarih bazen bir milleti sessizce imtihan eder; bazen de öyle bir gece gelir ki, o gece yalnız bugünü değil, yarını da tayin eder. 15 Temmuz 2016 gecesi, işte böylesine çetin bir imtihanın adıdır. O gece semayı yaran uçakların gürültüsü, tankların palet sesleri ve silahların uğultusu kadar, minarelerden yükselen selâlar ve milletin yüreğinden kopan tekbirler de tarihe nakşolundu.

Kaşgarlı Mahmud, bundan yaklaşık bin yıl evvel kaleme aldığı Dîvânu Lugâti't-Türk'te Türk'ü yalnızca bir kavim adı olarak değil, cesaret, vakar ve kudret ile anılan bir millet olarak tasvir eder. O satırları okurken insan, 15 Temmuz gecesinde sokaklara çıkan insanların simalarını hatırlamadan edemiyor. Çünkü bazı hasletler asırları aşar; nesiller değişse de milletlerin ruhunda yaşamaya devam eder.

O gece meydanlara çıkanların çoğu birbirini tanımıyordu. Kimisi bir işçiydi, kimisi bir öğretmen, kimisi bir esnaf, kimisi bir talebe... Fakat hepsini aynı safta buluşturan şey, menfaat değil; vatan muhabbeti, istiklâl şuuru ve millî iradeye sadakat idi. İşte buna ecdadımız hamiyet-i vataniye derdi. Menfaatten arınmış, yalnızca memleket için hissedilen yüksek bir mesuliyet.

Dîvânu Lugâti't-Türk'te geçen "alp" kelimesi yalnızca savaşan kişi mânâsına gelmez. Alp; cesareti kadar ahlâkıyla, ferasetiyle ve milletine bağlılığıyla öne çıkan kimsedir. 15 Temmuz gecesi tankların önüne yürüyen insanların çoğu ellerinde silah taşımıyordu; fakat yüreklerinde taşıdıkları iman ve cesaret, onları gerçek birer "alp" kılıyordu.

Osmanlı müellifleri sıkça "bekā-yı devlet" tabirni kullanırlardı. Devletin bekâsı, yalnız sarayların yahut resmî dairelerin ayakta kalması demek değildi. Asıl bekâ; milletin iradesinin, hukukunun ve hür yaşama azminin muhafazasıydı. Devlet ile millet arasındaki rabıta koparsa ne sarayın ihtişamı kalır ne de şehrin mamur hâli.

15 Temmuz gecesi bu rabıtanın ne kadar kuvvetli olduğu bütün cihana gösterildi.

Merhum Yahya Kemal'in, "Kökü mazide olan âtiyim." sözü, belki de bu ruhu en veciz şekilde anlatır. Bizler yalnız bugünün insanları değiliz; Orhun kitabelerinden Selçuklu otağına, Osmanlı payitahtından Millî Mücadele'ye uzanan büyük bir tarih silsilesinin varisleriyiz. Her nesil, kendinden evvelkinin emanetini taşır. Bu emanet bazen bir sancaktır, bazen bir ezan sesi, bazen de hür yaşama iradesidir.

15 Temmuz'u yalnızca siyasî bir hadise olarak okumak, meselenin ruhunu eksik bırakır. O gece yaşananlar, bir milletin hafızasında saklı duran müşterek vicdanın yeniden ayağa kalkmasıydı. Korkunun yerini cesaret, tereddüdün yerini metanet aldı. İnsanlar evlerinden çıkarken geri dönüp dönemeyeceklerini bilmiyorlardı. Fakat biliyorlardı ki, bazı anlarda insan kendi canından evvel milletinin istikbalini düşünmek mecburiyetindedir.

Eski lügatlerde güzel bir kelime vardır: serdengeçti. Başını ortaya koyan, canını hak bildiği dava uğruna feda etmekten çekinmeyen kimse

Tarihin her devrinde olduğu gibi, 15 Temmuz gecesi de nice serdengeçti, bu vatanın semasında ay yıldızlı bayrağın inmemesi için gözünü kırpmadan yürüdü.

Bugün üzerinden yıllar geçmiş olsa da, o gecenin bıraktığı akis hâlâ kulaklarımızdadır. Şehitlerimizin isimleri yalnız mermer taşlara değil, milletin vicdanına yazılmıştır. Gazilerimizin taşıdığı izler ise bize her gün şu hakikati hatırlatmaktadır: Hürriyet, bedeli ödenmeden muhafaza edilemez.

Netice itibarıyla 15 Temmuz, tarihin yalnızca bir sayfası değildir. O gece; hamiyetin, ferasetin, metanetin, sadakatin ve istiklâl aşkının yeniden tecelli ettiği bir dönüm noktasıdır.

Dîvânu Lugâti't-Türk'ten bugüne uzanan o kadim ruh, zamanın tozuna yenilmemiş; gerektiğinde yeniden ayağa kalkabileceğini göstermiştir.

Aziz şehitlerimizi rahmet-i Rahmân'a emanet ediyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı arz ediyoruz. Cenâb-ı Hak bu millete bir daha böyle acılar yaşatmasın diyorum.

Rabbim birliğimizi, dirliğimizi ve devletimizin bekâsını daim eylesin amin.

Kaleme Alan

Salih Kurt

KASSAK – USSAM Komisyonları Başkanı

14.07.2026

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?