Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Aşure mi? Âşûrâ mı?

AŞURE Mİ? ÂŞURÂ MI?

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın Adıyla

Alemlerin Rabbi Allah'a hamd, salât ve selâm Efendimiz Hazreti Muhammed (sallalâhu aleyhi ve âlihi ve sellem), Âl-i Âbası, Ehl-i Beyti ve Ashâbı üzerine olsun

Arapçada 10 gün manasındaki âşûrâ, İslam  tarihinde müslümanların kırılma noktalarından biri olan Muharrem ayının onuncu günüde olan Kerbela hadisesinden dolayı Âşûrâ günü; büyük önem taşımaktadır.

Kelimenin doğru yazılışı "ÂŞÛRÂ" dır.

Günümüzde bugüne atfedilen bir yiyecek, tatlı olan Aşure değildir.

Ne yazık ki Âşûrâ günü de, unutturulup yerine yeni kavramlar yerleştirilen diğer pek çok değerimiz gibi, bir hububat tatlı çorbasının yenildiği ve Allah Resulü (s.a.v.) adına uydurulmuş birçok sözün hadis diye anlatıldığı güne  dönüştürülmüştür.

I. Âşûrâ Gününün Anlamı ve Önemi

Âşûrâ günü, hicrî yılın ilk ayı olan Muharrem ayının 10. gününe denk geldiği için bu ismi almıştır.

Âşura yürekleri Kerbela Çölü'ne çeviren matemin bu günlerinde Allah Resulü (s.a.v.)'in "Cennet gençlerinin seyyidi, bedenimden bir parça, reyhanım" dediği 72 gül yaprağının Kerbela'da hunharca katledilip toprağa düştüğü gündür.

II. Âşûrâ Orucu

Resûlullah (s.a.v.) münâdîler çıkararak Âşûrâ orucunu halka duyurmuş, geceyi oruç niyetsiz geçirenlerin günün yarısında haberdar olsalar dahi o andan itibaren oruca başlamalarını emretmiştir.

Aşura ile İlgili Uydurma Hadisler

Uydurma ve hatalı hadisler arasında en öne çıkanları şunlardır:

  • Aşura günü yıkanmak,
  • gözlere sürme çekmek,
  • süslenmek,
  • kına yakmak,
  • bayramlaşmak,
  • hububat karışımı aş (aşure) pişirmek,
  • sadaka vermek,
  • mescitleri ziyaret etmek veya kurban kesmek gibi fiiller hakkında sahih bir rivayete rastlanmamıştır; bu sözlerin uydurma olduğu kesindir.

Hadis olduğu öne sürülen metinlerin büyük çoğunluğunun gerçekte hadis olmayıp Hadis âlimleri, bunların bazı rivayetçiler tarafından belirli bidatleri teşvik etmek veya Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından emredilmeyen ibadetlerle günü müsamaha etmek amacıyla uydurulduğu gerekçesiyle, oybirliğiyle geçersiz ve gerçek dışı olduklarını ilan etmişlerdir. 

Nitekim bu âdetleri Resûlullah'ın (s.a.v.) ve ashabının yaptığına dair herhangi bir kayıt mevcut değildir.

İbn Teymiyye, "Âşûrâ günü sürme çeken helâk olmaz" ve "Âşûrâ günü gusleden o yıl hasta olmaz" tarzındaki rivayetlerin, Ehl-i Beyt'e buğzeden Emevî (Ehl-i Beyt düşmanları olan Nâsibîler) tarafından uydurulduğunu ifade etmektedir.

  • (İmam İbn el-Cevzi gibi âlimler bunun Peygamber (s.a.v.) sözleri olmadığını  sahih olmadığını açıklamışlardır.) 

Enes b. Mâlik şöyle demiştir: “Beni size çok hadis rivayet etmekten alıkoyan şey Allah Resûlü"nün (sav) şu sözüdür:

 "Her kim benim adıma bilerek yalan söylerse, cehennemdeki yerine hazırlansın." ” (M3 Müslim, Mukaddime, 2) [Sahih-i Buhârî - 110]

III. Âşûrâ'nın İslam Tarihindeki Yeri: Kerbelâ

Âşûrâ'nın İslam tarihindeki en derin anlamı, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) mübarek torunu, Cennet gençlerinin iki efendisinden biri olan Hz. Hüseyin (a.s.) ve 72 Ehl-i Beyt mensubunun şehid edildiği gündür.

Geçmiş ümmetlerin peygamberlerini katleden lanetli Yahudiler gibi, bu ümmetin Ehl-i Beytinin düşmanları Emeviler, Yezîd'in emriyle mübarek bedenleri ok, mızrak ve kılıç darbeleriyle parçalamış, yetmezmiş gibi  içlerindeki kin ve küfürün zirvesi olarak katlettikleri Resullulah'ın (s.a.v.) ciğer parelerinin bedenlerini atlarının nallarıyla çiğnemişler,O da  yetmemiş mübarek başlarını kesilip mızrakların ucuna geçirilip şehir şehir dolaştırılmıştır.

Düşdü Hüseyn atından sahrâ-yı Kerbelâ'ya

Cibrîl var haber ver Sultân-ı Enbiyâ'ya

Bugün mah-ı Muharremdir, muhibbi hanedan ağlar.

Bugün Eyyam-ı matemdir, bugün ab-ı revan ağlar.

Kerbela'da katledilen Ehl-i Beyt evlatlarından Hz. Hüseyin (a.s.) ile birlikte 18 evladı Resulün kafası kesilip mızraklara takılarak şehir şehir dolaştırılıp Şam'a  Yezid'in önüne getirildi.

Günümüzde Şam Şehir mezarlığı olan Babı Sağir mezarlığında Bilal-i Habeşi (r.a.) 'ın kabrinin yanında   18 tane Gül yaprağı,  evladı Resulün mübarek başı bir kabirde defn edilmiştir.

Kabir girişinde Kabirdeki Ehli beyt şehidlerinin  isimler yazılı olup  günümüzde de ziyaret edilmektedir.

 Allah Resulü (s.a.v.)'in  Hadisi Şerifi

El Taberani, El Evsad eserinden nakletti. Cabir Bin Abdullah (Allah ondan razı olsun) dedi ki:

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve alihi ve sellem) bize hutbe okudu ve dedi ki:

"Ey insanlar! Kim Ehl-i beytime buğz ederse, kıyamet günü Allahu Teala onları Yahudilerle birlikte haşr eder!"  (El Mûcem El Evsad, 5:14, No. 4011)

IV. Kerbelanın Önemli diğer bir  Nedeni: Biat Meselesi

Kerbela'nın  önemli nedenlerinden biriside  Hz. Hüseyin bin Ali (a.s.)'ın Yezid bin Muaviye'ye biat etmemesidir.

Biât Nedir?

Arapça bir kelime olan biat (bey'at), sözlükte "satım akdi yapmak, el sıkışmak" anlamına gelir. İslam amme hukukunda ise toplumun, devlet başkanını (halifeyi) seçtiğini, ona bağlı kalacağını ve emirlerine itaat edeceğini taahhüt etmesi demektir.

İslam'ın ilk dönemlerinde biat, karşılıklı bir sözleşmeydi. Halk itaat sözü verirken, lider de Kur'an ve sünnete, adalete bağlı kalacağına söz verirdi.

Ancak Emeviler dönemiyle birlikte bu kavram, İslam, iman hak ve adalet çizgisinden çıkıp ,dinde yapılan tahribat adaletsiz zulümlere rağmen  zoraki bir kabul ,itaat, bağlılık ve saltanatı onaylamaya  dönüşmüştür.

Hz. Hüseyin'in Yezid'e Biat Etmeme Nedenleri:

Hz. Hüseyin'in Yezid'e biat etmemesi, şahsi bir iktidar hırsı değil; tamamen Allah ve Resulünün getirdiği iman, ahlak ve İslam hukuk ilkelerine dayanıyordu. Bu nedenleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Hilafetin Saltanata Dönüştürülmesi: İslam'da devlet başkanlığı şura (danışma) ve liyakat esasına dayanıyordu. Muaviye'nin oğlu Yezid'i "veliaht" tayin etmesi, İslam tarihindeki ilk veraset uygulamasıydı.
  •  
  • Anlaşmanın İhlal Edilmesi: Hasan (a.s.) ile Muaviye arasında yapılan barış antlaşmasının en önemli maddelerinden Muaviye Hz.Ali (a.s.) ve Ehl-i Beyt evlatlarına  Mescid minberinden Cuma günleri hutbeden sonra sept (küfür ) ettirmeyeceğine  kendisinden  sonra yerine birini veliaht tayin etmeyeceğine, halifenin şura ile seçileceği şartıydı.
  • Muaviye küfür olayını devam ettirdiği gibi  kendisi hayatta iken oğlu  Yezid'i başa getirmesiyle  bu anlaşmayı açık bir şekilde ihlal etti.
  •  
  • Yezid'in Gayri Ahlaki Profili: Tarihi kaynaklarda Yezid; içkiye, eğlenceye düşkün ve İslam'ın temel ahlaki sınırlarını çiğneyen (fasık) bir karakter olarak belirtilmektedir.
  •  
  • Zulme Meşruiyet Kazandırmama: Hüseyin sıradan bir Müslüman değildi; onun biat etmesi, Yezid'in yapacağı tüm haksızlıklara ve zulümlere "İslam adına onay" vermek anlamına gelecekti.
  •  
  • Halkın Yoğun Daveti ve Adalet Talebi: Yezid'in başa geçmesiyle zulme uğrayan Irak (Kûfe) halkı, Hz. Hüseyin'e binlerce mektup göndererek onu lider olarak istediklerini bildirdi.
  •  

Hz. Hüseyin’in, Yezid’e biat etmesini isteyen Medine Valisi Velid b. Utbe’ye karşı duruşunu, ahlaki ve siyasi ilkelerini özetleyen meşhur konuşması İslam tarihi kaynaklarında (özellikle Taberî, İbnü’l-Esîr ve el-Fütûh gibi eserlerde) yer almaktadır.

— Hz. Hüseyin (a.s.), Medine Valisi'ne hitaben

"Ey Emir! Biz peygamber evinin halkı (Ehl-i Beyt), risaletin madeni, meleklerin uğrak yeri olanlarız.

Allah (hidayeti) bizimle başlattı ve yine bizimle nihayete erdirecektir.

Yezid ise fâsık, şarap içen, haksız yere cana kıyan ve günahı alenen işleyen bir adamdır.

Benim gibi biri, onun gibi birine asla biat etmez."

V. Gerçek Ehl-i Beyt Sevgisi nasıl olmalı?

Her yıl 10 Muharrem geldiğinde Ehl-i Beyt sevgisi gündeme gelir.

Gerçek Ehl-i Beyt sevgisi nasıl olmalıdır?

 Hz. Ali (a.s.), Hz. Fatıma (a.s.), Hz. Hasan (a.s.) ve Hz. Hüseyin (a.s.) gibi Mü’min olmadan İslam’ı yaşamadan gerçek anlamda  Ehl-i Beyt sevgisinden söz edilemez.

Çünkü seven sevdiğinin yolundan gider..

  • Ehl-i Beyt ile davranışlarını özdeşleştirmeyen bir sevgi sahte ve köksüzdür.
  •  
  • Ehl-i Beyt sevgisi tüm zamanlarda hakkın temsilcisi olmayı gerektirir.
  •  
  • Ehl-i Beyt sevgisi  Her zaman ve mekânda hakkın ve hukukun tesisine çalışmayı zorunlu kılar.
  •  
  • Dünyevî gündemlere kapılarak yalnızca aşure tatlısı yiyerek Ehl-i Beyt sevgisini konuşmak gerçek değil abesle iştigaldir.

VI. Kerbela'yı Anmaktan Anlamaya nasıl geçebiliriz?

Kerbela'yı anmaktan anlamaya bir türlü geçemedik.

Allah Resulü'nün ve onun Ehl-i Beyt'inin yolunda olduğumuzu söyledik Fakat  Yezidin hayatını yaşar olduk.

Hayat ölçümüzü  başka yollardan aldık.

Meydana çıktık, düşmanla savaşmak yerine kardeşimizle çatıştık.

  • Kerbelayı Anlamak:
  • İmam Hüseyin gibi kararlılıkla; düşmanın çokluğuna, dostum diyenlerin yarı yolda terk edişine aldırmadan, sadece Allah'a dayanarak haksızlığa karşı çıkabilmektir.
  • Kerbelayı Anlamak:
  • Kerbelâ çölünde etrafı düşmanlarla sarılmışken eğilip bükülmeden, doğru yoldan sapmadan Allah'a tevekkül edebilmektir.
  • Kerbelayı Anlamak:
  • İmanla yaşarken bu dünyanın her köşesinde bir Kerbelâ'nın var olduğunu bilip Müslümanın yardımına koşmaktır.
  • Kerbelayı Anlamak:
  • Lanetli Yezid ve onun temsil ettiği kötülüğe karşı dimdik durarak sadece Allah'ın karşısında eğilmektir.
  • Kerbelayı Anlamak:
  • Resullullah (s.a.v.)'in dinini bozup ortadan kaldıranlara karşı Hz. Hüseyin gibi (a.s.) canı pahasına kıyama durmaktır.
  • Kerbelayı Anlamak:
  • Yolun, erdemin, Sabrın ve Marifetin yeniden hatırlanmasıdır.
  • Kerbelayı Anlamak:
  • Hüseyin (a.s.)'i anmakla yetinmeyip onun gibi yaşamanın, onun gibi ölmenin ne demek olduğunu yüreğinde taşımaya azmetmektir.
  • Kerbelayı Anlamak:
  • Zorbalıkta adalet, zulümde hak arayanlara dur demektir.
  • Kerbelayı Anlamak:
  • Kerbela şehitlerinin başlarını vererek müminlerin şeref ve izzetini koruduğunu anlamaktır.
  • Kerbelayı Anlamak:
  • Aydınlatmak için yanmayı seçmektir.
  • Kerbelayı Anlamak:
  • ''Ya Rab eğer sırtım toprağa düşecekse düşüşümü ümmetin silkinip kalkmasına vesile kıl'' diyen Hz. Hüseyin’i anlayabilmektir.
  • Kerbelayı Anlamak:
  • Hz Hüseyin’in düştüğü yerden ümmeti bidatlardan kurtarıp Resulullahın emanetlerine sarılarak kurtulacağına inanmaktır.
  • Kerbelayı Anlamak:
  • Hüseyin (a.s.)’ın suskunluğunun nida ,susuzluğunun Marifet, kurban oluşunun ise Tevhid deryasında bir şehadet damlası olduğuna inanmaktır.
  • Kerbelayı Anlamak:
  • Hüseyin'in yolunda yürümektir; bu ise imanla ibadetle canla, cihatla gönülle, hâl ile olur.

Rabbimizden, yüksek şehadete mazhar ettiği Kerbelâ şehitlerine rahmet dileriz.

Bu yüce ruhlara verilen ecir ve sevaplardan bize de nasip etmesini niyaz ederiz.

Yüzbinlerce kere, Allah'ın ve meleklerin salât ve selâmı şüheda-i Kerbelâ'nın ve tüm şehitlerimizin üzerine olsun. Ruhları için el Fatiha...

Cesim ZEYDANLI –25-06-2026 ANKARA

ULUSLARARASI EHL-İ BEYT ARAŞTIRMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ GENEL BAŞKANI

Tarihi Kaynaklar ve Referanslar:

(1) Buhârî, Savm 69; Müslim, Sıyâm 127. Resûlullah'ın (s.a.v.) Âşûrâ orucunu halka duyurması ve niyet etmeyenlerin o gün oruç tutmalarını emretmesiyle ilgili hadis rivayetleri.

(2) İbn Teymiyye, Ahmed b. Abdilhalîm. Minhâcü's-Sünne. Âşûrâ'ya dair uydurma rivayetlerin Nâsibîlere nispet edilmesi meselesini inceleyen bölüm.

(3) El Mûcem El Zevaid El Heysemi, 9:123.

(4) Kur'ân-ı Kerîm, İbrâhîm Sûresi (14:40-41).

(5) Kur'ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi (2:127).

(6) Taberî – Târîhu'l-Ümem ve'l-Mülûk (Taberî Tarihi): Kerbela olayını, tarafların mektuplaşmalarını ve Hz. Hüseyin'in biat talebini reddettiği konuşmaları en geniş kronolojiyle veren en temel kaynaktır.

(7) İbnü'l-Esîr – el-Kâmil fi't-Târîh: İslam tarihinin bu dönemini objektif ve analitik bir dille ele alır; Muaviye ile Hz. Hasan arasındaki antlaşmanın detaylarını ve Yezid'in liyakatsizliğini anlatır.

(8) Belâzürî – Ensâbü'l-Eşrâf: Emevi dönemi siyasi hareketlerini ve Hz. Hüseyin'in Medine'den çıkış gerekçelerini aktaran önemli bir erken dönem kaynağıdır.

(9) Dîneverî – el-Ahbâru't-Tıvâl: Hz. Hüseyin'in Kûfe yolculuğu sırasında karşılaştığı engelleri ve biat etmeme konusundaki kararlılığını vurgulayan tarihi metinler içerir.

(10) TDV İslâm Ansiklopedisi ("Hüseyin", "Yezîd I", "Biat" maddeleri).

(11) Muaviye Hz.Ali’ye sövdü. (İbn’ ül Esir’ in “Üsd’ ül Gabe” c.1, s.134 / el-İsabe c.1, s.77 /   El-Kamil İbn’ül Esir c.3, s.302 / el-Suyuti’ nin “Tarih’ül Hulefa” s.190 / İbni Hacer el-Heytemi’ nin “Sevaik’ ul Muhrika” s.33 /)•

Not. Kaynak gösterilmeden izinsiz kullanılamaz. :5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca eser sahibi, telif hakkı kapsamında; manevi ve mali haklara sahiptir

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?