Reklam
Reklam
BIST 100
11.116,99 -0,92%
DOLAR
49,6926 0,12%
EURO
55,7164 -0,14%
GRAM ALTIN
6.384,76 -0,62%
BITCOIN
80.494,00 -1,03%
FAİZ
39,83 0,53%
GÜMÜŞ GRAM
86,16 -1,20%
GBP/TRY
66,5504 -0,18%
EUR/USD
1,1202 -0,12%
BRENT PETROL
112,17 2,83%
ÇEYREK ALTIN
10.439,09 -0,62%
Reklam

İSTANBUL’UN GÖNLÜNDE SAKLI DUA

İSTANBUL’UN GÖNLÜNDE SAKLI DUA

İstanbul’da sabah, biraz da duayla aydınlanır. Gecenin sessizliğinden süzülen ilk ezan, denizin üzerine eğilir; sonra bir annenin uykusuz gözlerine, bir ihtiyarın titreyen ellerine, rızkının peşine düşen bir insanın yorgun omuzlarına dokunur. Pencereler açılır, seccadeler serilir. Şehir, daha sokaklarına gün doğmadan gönüllerinde uyanır.

Fatih’in sokaklarında yürürken insan, kendisinden önce geçenlerin ayak seslerine kulak verir. Bir medresenin avlusunda ilme adanmış ömürleri, bir çeşmenin başında susamış bir yabancıya uzatılan tası düşünür. Eski bir evin eşiğinde, misafirini kapıda bekleyen bir annenin inceliği belirir hayalinde. Sofrasında azı vardır belki; fakat gelenin önüne koyarken yüzünde eksikliğin mahcubiyeti değil, paylaşmanın huzuru okunur.

Bu şehrin manevi mirasını yaşatanlar, iyiliği gündelik hayatlarının içine yerleştirmiş insanlardı. Sabah dükkânını besmeleyle açan, tartısının başında vicdanını da gözeten esnaf; komşusunun bacası tütmeyince kapısını çalan kadın; talebesinin eskiyen ayakkabısını onu incitmeden yenileyen hoca… Kendi derdini içine saklarken başkasının derdine yer açabilen nice isimsiz insan, İstanbul’un kalbine merhamet bıraktı.

Eyüpsultan’da adımlar yavaşlar. Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin hatırası önünde insan, ömrünü neye verdiğini düşünür. Avluda bir çocuk annesinin elini tutar; bir ihtiyar, dudaklarında dua, uzaklara bakar. Kim bilir hangi hasretini getirmiştir buraya, hangi evladının adını anmıştır içinden… Servilerin gölgesinde, taşların sükûnetinde, insanın kendisine söylemekten kaçındığı sözler usulca duyulur: Kalp kırdın mı? Bir gönül alabildin mi? Sana emanet edilene nasıl davrandın?

Süleymaniye’nin avlusundan şehre bakarken akşam ağır ağır iner. Kubbelerin üzerinde kalan son ışık, pencerelerde çoğalır. Vaktiyle bu sokaklardan geçen insanların da sevdikleri, korkuları, yarım kalan sözleri vardı. Onlar da evlat bekledi, ayrılığa ağladı, hastalarının başında sabahladı. Duaya sığındıkları gecelerin ardından kalkıp ekmeklerini kazandılar; çocuk yetiştirdiler, ağaç diktiler, bir yaraya merhem olmaya çalıştılar. İmanları, hayatın zahmeti içinde sabra ve emeğe dönüştü.

İstanbul’un manevi hazinesi, bugün bizim ellerimize bırakılmış bir emanettir. Bir çeşmenin suyunda, bir vakfın hayrında, bir mezar taşının sessizliğinde bize ulaşan o ince çağrıyı duymalıyız. Çünkü korunmayı bekleyen her eski taşın ardında, hatırlanmayı bekleyen bir insan ve yaşatılmayı bekleyen bir iyilik vardır.

Allah’ım… Bu şehrin ezanını işiten kulaklarımıza, mazlumun sesini de duyur. Bize geçmişimizin güzelliğini anlatacak söz kadar, o güzelliği sürdürecek ahlak nasip eyle. İstanbul’un sokaklarından geçerken bir gönle ferahlık, bir sofraya bereket, bir çocuğun hatırasına şefkat bırakabilelim.

Ve bizden sonra da bu şehirde, adımız bilinmese bile, bir iyiliğimiz yaşasın.

Osman Akdağ

osman akdağ imza

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?