
Millet çarşıda, pazarda ay sonunu getirme derdiyle boğuşurken siyaseti bir zenginleşme kapısı olarak görenlere artık kimsenin sabrı kalmadı.
Hangi partiden olursa olsun, oturduğu koltuğu millete hizmete değil, kendi cebine tahsis eden herkesin hesap verme vakti geldi de geçiyor.
Bu yüzden AK Parti iktidarda olduğu için öncelikle kendi içindeki usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarının üzerine tavizsiz gitmek zorundadır.
Muhalefet belediyeleri ve muhalif aktörler hakkında açılan dosyalar nasıl titizlikle soruşturuluyorsa, iktidar cenahındaki belediyeler, bürokratlar ve teşkilat mensupları da aynı teraziye konulmalıdır.
Çifte standartla adalet sağlanamaz.
Özellikle fon usulsüzlükleri ve iddialarında paranın hangi ceplere aktığı, kimlerin bu çarktan nemalandığı tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Alın teri dökmeden, sadece siyasi nüfuzunu kullanarak servetine servet katan iktidar veya muhalefet partisi kim olursa olsun bağımsız yargının önüne çıkarılmalı ve tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla edinilen o mallara el konulmalıdır.
Tüm siyasi partilerde En büyük tehlike, “Aman partiye zarar gelmesin” diyerek dosyaların üzerini kapatmaktır.
İktidar ya da muhalefet fark etmez,.
bir siyasi hareketi asıl bitiren, kendi içindeki yolsuzluk, hırsızlık ve usulsüzlük iddialarına sessiz kalması, yanlışları örtbas etmesi ve suçu sabit olanları partiden ihraç etmek yerine onlara sahip çıkmasıdır.
Yedi sülalesine yetecek parası varken hâlâ kamunun ve halkın malına ve hakkına göz dikenlerin durumu artık sadece hukuki bir mesele değildir.
ortada derin bir ahlaki çürüme vardır. Serveti büyürken vicdanı sıfırlananların korunmasına son verilmeli ve toplum ününde hırsızlıkları usulsüzlükleri teşhir edilmelidirler
Bir hareketin gerçek kudreti, kendi hatalarıyla yüzleşebilme cesaretinde saklıdır.
Adalet ve Kalkınma Partisi, tabelasındaki “adalet” kelimesinin hakkını vermek istiyorsa, bu teraziyi önce kendi içinde kurmalıdır.
Aksi halde siyaset tarihi ibretlik örneklerle doludur. Zamanında milletin büyük teveccühünü kazanan ANAP ve DYP’nin yaşadığı erime, yüzleşmeyi reddeden herkesin kaderi olur.
Hiçbir seçmenin desteği sınırsız ve süresiz değildir.
İnsanlar geçim savaşı verirken siyasi ayrıcalıklarla lüks içinde yaşayanları görmekten yoruldu. Toplum artık eşit adalet, şeffaf yönetim ve gerçek bir hesaplaşma bekliyor.
Her parti, kendi içinde bir “temiz eller operasyonu” başlatmalı, iddiaların araştırılmasını desteklemeli, suçu sabit olanları partiden ihraç ederek adalet önünde hesap vermelerini sağlamalıdır.
Güven lafla değil, şeffaflık ve adaletle ve bu çürümüşlüğü temizleyerek geri kazanılır.30.09.2026
::::::::DEMEDİ DEMEYİN::;:::
:::::::;:::::Şevket Demir:::::::::


